Cumartesi, Mayıs 31, 2008

sen

yazdıklarımı.. yani buraya yazdıklarımı, önceden başka bi yerlere yazmıyorum.. açıyorum.. zaten içimde birikmişler tomar tomar.. bedenimi dolaşarak ellerimden sana geliyorlar.. oysa 6 gündür -evet sadece 6 gündür- ellerimden sadece O'na gidiyor neyim var neyim yoksa.. anlatsam inanmazlar ki.. inanmazsın ki.. sen ki beni herkesten iyi bilirsin - 4 sene oldu hikayemi anlatalı - benim aslında kapı gıcırtısına aşık olan biri gibi görünmeme rağmen kalbimin beynimi devirip iktidara geçmesi ne kadar zor.. sen iyi bilirsin.. anlat O'na... bak okuyucu bugüne dek hiçbi şey istemedim senden.. bu ilk olsun.. dilersen son olsun..
o beni bilmez belki..
ancak bildiği kadarını sever.. oysa bu "ben"ne kadar zor seviyor.. ne işler açıldı başına her elini bi adama atışında.. ne hatalar yaptı.. kaç katını yaşadı.. ne yaptıysa nasıl oldu da olamadı.. mutluluk mutsuzluk paritesinde 1e 10 verirken şanssızlığı, o nasıl da soğudu bu işlerden.. neler neler anlattı.. hangi gecelerin sabahında.. hangi sabahın saat 6sında telefonlarda yaralandı.. ne delikler açtılar.. kapamadan gittiler.. ne çok parçalı bi yapbozdu da.. her gelen bi parçasını aldı giderken yerine koymadı.. nasıl eksik kaldı.. nasıl oldu da anlaşılamadı..
ve vazgeçti..
ne yaptığını bilmez zamanları vardı.. en kralından yanlışlardı.. şairin dediği gibi "dört yalnızlıkla" değil.. yüzlercesiyle bile yeterince yalnız kalamadı.. bin kilometreyi aştı... bin metreyi aştı rakımı.. dağ dedi.. yalnızlık dedi.. gelmeyin dedi.. bağıra bağıra çığ düşürürüm üstünüze dedi.. seni bırak, kendine bile dinletemedi..
ve O geldi sonunda..
inanmadığı.. inanmamayı tercih ettiği.. inanmamayı tercih ettirildiği bir duyguyla sarsıldı.. 6 gün önce.. tam da bu saatlerde.. şimdi gün sayan bi çocuk misali, O'nu her görüşünde içi bi tuhaf, hani her şeyi her şekilde söyleyebilen, yazabilen o insan, açamadı ağzını.. yazamadı iki satır.. yazamıyor.. iyi geceler derken.. "evet iyi geceler ama ancak seninle olur o iyi geceler" demek istedi.. ya da "ya sen başka mısın.. bak doğruysan sen.. varsan kurduğun cümleler kadar.. nolur hiç kıpırdama hep öyle kal".. ya da"heyecan mı başka bişey mi .. ben sana bakamıyorum.. içim acıyo"..
ama diyemiyor...
"aşkım benim" dediği sesi...
en güzel baktığı gözleri..
gidiyor geliyor..
mantık denen lanettir üstündeki.. bi yandan köşeye sıkıştırıyo onu.. dur diyo.. aman diyo.. aynı hatayı tekrarlama diyo.. ama işte kim ne derse desin.. gözleri O'na bakarken doluyo.. hatta o görmüyo.. taşıyo bazen...
şimdi.. şimdi yanına gideceği günü bekler.. beklemeyi sever.. ne kadar sevdiğini anlatamaz.. anlatsa da muadili olmaz.. anlamaz..
çünkü yaşadığı şeyin ne kadar sıradışı ne kadar anlatılamaz olduğunu bilir..
ben yapamıyorum.. ben O'na içimdeki yerini.. benim beynimi nasıl ezip geçtiğini anlatamıyorum... şu yaşadığım ne demek.. bu leyla haller nerden çıkar.. nereye kadar...
ben anlatamadım sen anlat.. nolur anlat ne kadar aşık olduğumu ona...


fondaki müzik: pj - immortality
fondaki ruh hali: nerdeyse nefes almak zorlaşıyor görünce onu.. öyle bir şey... bende adı yok.. onu da sen koy...

dibine not 1: annen de okusun belki affeder beni..:)
dibine not2: çok fena... çook

5 yorum:

cimcoz dedi ki...

ben gördüğümü bilirim.. bu kadın bu cümleleri herkese kurmas onu bilirim.. yazıosa ve "sen" ona yazdırıosa helal olsun der giderim.. bilirim ki aşkıktır.. çok zor da olsa başarmıştır..

fındık kabuğu! dedi ki...

az çok tanırım ben bu kadını onu tanımasam kendimi bilirim... bizim için "her şey olur,her şey gelir insana, hayat getirir" dir olay, şaşırmayız..fakat ve fakat bana bu kadar çok :"nasıl", "ama nasıl ya" ,"siz..? hem de bu kadar.." ,"vay be" dedirttiyse bu şey(artık aşk mıdır? nedir bilemem daha doğrusu basite indirmemek için aşk demem!) şiiit.. "sen"! sana diyorum! bunu bak iyi oku; bu kadarını bu kadından almak her yiğidin harcı değildir,"zor"dur,ve ayrıca sorumluluktur.. değerini bil!

Adsız dedi ki...

bi dua falan bilsek de okusak "herşey dilediğin gibi olsun" minvalinden. madem onu yapamiyoruz en iyi dileklerimizi gönderelim. fındık kabuguna katılmamak mümkün değil, belki küçük bir ekleme ona: "o kadar lan! akıllı ol, alırız aklını"

mahallenin delisi dedi ki...

ben bu kadını bilmem, ne gördüm, ne duydum. okurum yazdıklarını. ama bu kadın bunları diyorsa eğer, dediyse yani, bir kalemde oturup yazdıysa bunca...
"doluyorsa gözlerim" dediyse, nefesi kesildiği halde "aşk bu" demediyse, bin kilometre aştıysa yalnız başına ve "kıpırda hep öyle kal" demek isterken içinden, bir yandan günleri sayıyorsa. ve tüm bunları "sen" yaptırdıysan o'na; bir "helal olsun!" da ben derim.

bal gibi aşk bu be!
dibine vurun!

ecem dedi ki...

sonunda mutlu olmanız ve bunu sağlayan adam böylesine belli etmeniz harika birşey. evet bayım: size aşık bu kadın!

Yorum Gönder

 


. © 2008. Design by: Pocket