Pazartesi, Şubat 16, 2009

didikle tüm CDleri oldu olacak.....



bir DVD buldum evi karıştırırken... üstünde bir şey yazmayan.... erzurumdaki laptoptan çıkan back up cd'si....... içinden ne çok gülümseten ne çok ağlatan anı çıktı bir bilsen.. bilirsin di mi.. neyse.... bir klasörde yazılar buldum.... bir tanesini defalarca okudum.... yok o'na değil.... ama bak sen de oku anlayacaksın ne dediğimi... diyemediğimi....

untitled

Sana senin hakkında yazmayı planlamıştım aslında.. ama planlayıp yapmaktan vazgeçtiğim birçok şey gibi bu da gitti.. ben de canım ne isterse onu yazmaya karar verdim.. dersin ki şimdi: “zaten beni yazacak kadar tanımıyorsun”.. haklısın.. ama bir gün yazarım bakarsın, belki seni bile şaşırtır yaklaşma oranım...

Sana yükseklerden bahsedeyim isterdim.. bilmem sen deniz seviyesinden ne kadar yükseldin.. belki çok.. ama her gün soluduğum hava senden 1853 metre yüksekte benim.. bir de dağa çıkınca 2200’ü buluyor.. ve bu – ister saçma de ister anlamsız – bana çok güzel geliyor.. çocukluğumdan beri böyleydi bu.. pek de bir anlam yüklemezdim; sadece yükseği sevdim.. lisede 13. kattaki evimizin balkonunun demirlerine oturup, kollarımı açıp gökyüzüne baktığımı hatırlıyorum.. bir de yükseklik korkusu olan babamın bana nasıl kızdığını.. üzüntüsünden ya da korkusundan ağladığını.. gene o en çok sevdiğim adamla şimdi yerinde yeller esen göztepe’deki lunaparkta akşam bindiğimiz dönmedolabı – ki bizden başka kimse olmazdı – en tepede durdurup.. onun tüm korkularına rağmen evimizi görmeye çalıştığımızı.. ve babamı hatırlamayı burada bırakıyorum çünkü susuz haliyle bile gözlerim doluyor..

Sana uzaklardan da bahsedebilirdim.. neden hayatımdaki her şeye böylesine uzak kalmayı seçtiğimi.. yalnızlığıma nasıl güvendiğimi.. bir huzur fikrinin ardından yaptığım delilikleri.. buldun mu dersen.. öyle olmalı.. bulunan bir şeyse evet.. nelerden vazgeçtim peşinden gittiğim şeyin ardından.. arkadaşlardan.. adamlardan.. salaş bir barda haftanın üç günü dinlediğim benzer şarkılardan.. içtiğim biradan.. okulumun camından gördüğüm yunanistan’dan.. en sevdiğim dostumdan.. ondan, bundan... özleyince kavuşamamak gibi bir kavram girdi hayatıma... ya da kavuşmak için özlediğim çıktı hayatımdan.. ikisini aynı anda yaşamak koydu belki... geri dönüp değerlendirecek kadar çok geçmedi daha.. özleyemeyeceğim kadar uzağa gitmek istedim ben.. bir erkeği değil.. ne var ne yoksa.. toptan.. özlememeye alıştırdım kendimi.. ama alışkanlıklarımdan kurtulamadım.. değişsem mi değişmesem mi diye düşündüm eksi derecelerde.. karanlık gecelerde.. kendimi olduğum gibi çok sevdim.. karar verdim.. “uzak” göreceli.. ben yollar, saatler koydum istediğim şeyle arama.. sevdiklerimi yanımda getirdim.. onların haberi olmasa da..

Sana zamandan bahsetmem.. çünkü sen ve ben yaşında insanlar çok iyi bilir.. bildiğin bir şeyi sana bir daha anlatmam.. o ukalalığı yapmam..

İnsanla dolup taşmaktan bahsedeyim ben en iyisi.. son zamanlarda bu var aklımda... niye insanla doluyum ben.. eski öğrenciler, eski dostlar –şarkısından bile beter- , eski adamlar.. niye böylesine tutunuyorum beni bırakmayı seçene.. neden söylenene takılıyorum.. aklıma takıyorum demiyorum.. başka bir şey bu benim bahsettiğim.. ben içimden gelen her şeyi söylerken, bedelini öderken, neden susup susup içimde devleşen bedenler zihnimi bu denli meşgul etmekte.. ne giden ne kalan bu insanlar artık bir karar verse.. ya sevse ya terk etse.. ( böyle mi derdi bazıları.. ) kimse yarım kalmasa.. yaşasa ve gitse, gitmeyi seçince..

Yalnız olmaktan bahsetmek isterim ama herhalde sen de yalnızsın.. Etrafındaki bir çok kişi ve şey arasında, yalnızlığını kabul edecek, ona saygı gösterecek, birini beklersin.. ya da beklemezsin.. ben yanıldığımla kalırım.. hayır “loser” değilim ben.. memnun, seçimler yapmış ve sonuçlarını kabullenmişim eninde sonunda.. özgür irademle yürüdüğüm hiçbir yol zor değil bana.. sana?

Sevgi aşk falan dersen.. onların hakkında yazılmış her şey saçma gelir bana.. onun tarifi mi olur.. kelimesi mi olur.. ne yaşıyorsam odur.. o da paylaşılmamalıdır.. bir paragrafa cümle olmamalıdır.. rakının mezesi hesabı..

Sabahın erken saatinden bahsedeyim sana. .ülkenin nerdeyse en doğusunda.. güneşi senden bir saat önce gördüğüm bu dağda.. saat 6’yı anlatayım.. dağlara vuran güneşin beyazı maviye çevirişini.. her bir kar tanesinin parlaklığıyla beni nasıl da mutlu ettiğini.. bu kadarcık şeyden mutlu olma fikrinin beni daha da mutlu ettiğini.. o güneşin nereden doğduğunu bir türlü kestiremediğimi.. her sabah bir 10 dakika dağları seyrettiğimi.. o büyüklüğün bana verdiği güven hissini.. yaptığım seçimleri.. güne derin bir nefes alarak başlarken, yükseldikçe azalan oksijenden olsa gerek – nasıl da nefesimin kesildiğini.. burdayken hiçbir nefesi içimde hissetmediğimi.. bazen özlediğimi.. - ama akıllanmak diyelim adına – artık aklımdan her geçeni söylemediğimi.. işte bir sabah erken saatte bunların hepsi oluyor bende..

Eski yazdıklarımdan bahsederdim belki.. en sevdiklerimden.. kurup kurup unutamadığım cümlelerden.. “son kez siz’e” den.. sahibine iletince yaptığı yorumdan.. nasıl öylesine aşık olduğuma kendimin bile inanamamasından.. cesaretime duyduğum hayranlıktan.. belki bir gün okurum onu sana.. o satırları üstüne alan adamların düştüğü durumdan bahsederim... sen bile nerdeyse tanımazken beni; birlikte güleriz o saçmalıklara... belli mi olur.. belki sana okutmak istediğim ne varsa hepsini yollarım bir gün.. bir bakarsın beni tanımışsın..

MS Word benim için sayıyor.. tam 683 kelime yazmışım sana.. sana neden bahsetmişim.. “hiç”.. işte en çok bunu seviyorum.. anlamayana anlattığım hiç’i.. anlamak isteyene açtığım”her şey”i.. çok seviyorum.. biterken 706. kelime, daha fazla yazmama kararı alıyor; anlamak ya da anlamamak seçmini sana bırakıyorum.. hoşkalasın. Noktalı virgül...

d.

4 yorum:

cimcozz dedi ki...

aferim.. böle yazı yazmaya devam ettikçe bu cimcozun ölümüne az kaldı demektir !

fındık kabuğu! dedi ki...

görmeyeli mekan yenilenmiş güzelleşmiş yeni yzılar yazılmış ama bu daha önce yok muydu burada ya??

d. dedi ki...

cimcozum benim:)
fındıkım kabukum.... bunu daha önce koymadım sanırım ama dediğim gibi eski cdlerden çıktı erzurumdan kalma.... yalnız bunu sana göndermiştim ben onu biliyorum.... yazıldığı kişiyle de tanışışlığın vardır:)

fındık kabuğu! dedi ki...

kime yazıldığını biliyorum zaten:)))))))) evet yollamışsınız daha sonra dosyalarıma bakınca anladım:)))))

Yorum Gönder

 


. © 2008. Design by: Pocket