Perşembe, Eylül 04, 2008

prin to telos

bu resim sana yarım kalmış bir yazıyı mı hatırlatır.... umarım seni de ben kadar ağlatır

sağ ve sol kulağımdan son derece temiz bir sesle... glen hansard bana "say it to me" diyor...
sigara paketi bana "çok içtin beni" diyor...
telefon çalıyor..
çalmıyor...
adam "this is what you've been waiting for" diye bağırıyor.. ağlarcasına..
gözyaşımı sedat'la paylaşıyorum..

"sen beni ağlarken gördün mü hiç"
... hayır...
ilginç...
duydum ama.. sayılır mı...
görmek ister misin...

ne oldu sana..
.........
geleyim mi haftasonu..
.............
şimdi geleyim mi...
gerek yok
ne oldu
yeni bir şey değil... her resmini gördüğümde... kaldıramıyorum ya..
o değil mi?


ve bu konuşma bir süre daha devam etti... o bana bildiğim şeyleri söyledi.. ben ona bildiğim şeyleri söyledim... bi bira iç dedi... içtim çok dedim...

nasıl desem ki...
nasıl bir benzetme yapsam..
bi tarafım diyor ki.. koy resmini şuraya.. ey beni okuyanlar... hatırlar mısınız size demiştim ki.. söyleyin ona.. ben anlatamıyorum siz anlatın.... siz ki bir zamanlar ona nasıl aşık olduğumu yazdınız benim yerime.. şimdi bir resmini koysam.. taksimde falan yolunu çevirip benim için tükürür müsünüz yüzüne... sebep ne olursa olsun.. yaptığı şeyin saygısızlık boyutu için benim gözlerimdeki öfkeyle bakar mısınız ona... ondan sonra ne çok saçmaladığımı.. ne ruhlarda bedenlerde onu aradığımı.. bulamadığımı.. nasıl bir bitkinlik içinde yığılıp kaldığımı.. yalnızlık seçeneğini nasıl da düşünmeden işaretlediğimi... tükenmez bir kalemle tükenen umutlarımı hangi kağıtlara hangi sokaklarda hangi duygularla yazdığımı... gözlerimin yaşlardan nasıl da parladığını.. aynı beyinde bunca düşünceyi barındırken.. severken özlerken öfkelenirken.. nefret de ederken.. ve yeniden severken.. ne hale geldiğimi...
resimlerimize bakıyorum mesela.. böyle derin bir nefes alıyorum.. hani boğulmamak için..
aynı anda "one time" başlarsa bir kez ölüyorum
klasörler içinde gezerken.. "once" çıkarsa karşıma... hani diyorum..
son gece.. sabaha karşı.. sen son kadeh rakını içerken.. sus derken bana.. fonda güzel bir beste varken.. sadece koy başını kucağıma konuşma dediğini hatırlıyorum... konuşmadığımızı... şimdi düşününce... belki de veda ediyordun bana...........

bunu yayınlayıp yayınlamamakta kararsızım...
hayatım hakkında kararsız değilim...
istediğim her şeyi yaptım.. ne gururu düşündüm.. ne başkasının görüşlerini... içimden bu geliyor şimdi... bu oldu..
biraz da şanslıydım hayatta aslına bakarsan.. ne istersem verdi bana.. kendi istedikleriyle birlikte.. acıtsa da canımı minnettar kaldım yaşama... yaşamıma...
iki ay üç adam geçti üzerinden...
olamadı..
önce silindin.. sonra yazıldın gene... anladım ki.. çok derin bir izmiş bu... tekmiş hayatımda.. ondan olsa gerek bu durumlar...
çok bozuldum.. çok yapıldım... bu sefer ..
olamadım..

bu seferlik bu kopuk cümleleri mazur görseniz.. hiç yazılmamış farzetseniz... eski bir mitropanos şarkısı dinleseniz benim için... "prin to telos" dese size... son'dan önce yani... bunun da sonu gelecek elbet... sonsuza dek sürmez ya.. sürmez di mi..
bi kontrolsüzlük desek... bu gece içmiş desek... ne duş ne kahve kar etmedi desek.. kadının içi gözünden çıkmış bu gece desek.. kurur desek.. bi de görünmeyen kısmı var.. onu hiç sormayın desek... içi göl oldu desek ...
demesek
..
sarhoş ne dediğini bilmiyor desek.

dibinin notu: ben o filmi hala izlemedim
dibinin notu2: "cinema" çalarken hiç mi aklına gelmez ...
dibinin notu 3,4,5: ne zaman bitecek bu ya...
dibinin notu6: çiçek istiyorum

... sana hakettiğin şey'i yazacağım sedat.. az bekle

"telos"

2 yorum:

sedat demirel dedi ki...

ben her daim yanında oldum doğum gününü kaçırdım o günde bir dostum ağlıyordu onu yalnız bırakmak istememiştim ama o gün senin doğum gününü kutlamadığım için çok üzgünüm neden...(çünkü sen bir tanrıçasın en başından beri sadece yanlış zaman yenlış mekan yanlış adam,adamlar sonuç:herzaman yanında olmaya çalışıcam sen benim için çok değerli bir dostsun

enteldantel dedi ki...

biliyorum

Yorum Gönder

 


. © 2008. Design by: Pocket