Perşembe, Eylül 18, 2008

"do you love anyone enough"

bu tuhaf.. yani bi gün önce komaya girip bi gün sonra adamın resmiyle karşılaşmak.. hem de hiç olmayacak bi şekilde... dangadanak karşına çıkması... karşısında oturan kadın...
bana eski kocamın hayatta söylediği tek doğru şeyi hatırlattı..
"susmak kabullenmek değildir"...
yok be okuyanım.. olay kadın değil.. bilen bilir.. bir kadını kıskanmak falan bunlar çok uzak bana.. ki kıskanmam gereken bambaşka bir kadın bile umrumda değilken ( bu gece eski kocayı da epey andık evet ) o bu şu... bunlar uzak bana..
çok bambaşka bir şey hissettim...
kötü görünüyordu..
mutludur belki bilemem.. çok da umrumda değil... ona baktım.. fotoğraf çekilirken bakmamış olması değil.. o zaten sevmez resimlenmeyi... başka bir şeye takıldım.. üzülemedim.. belki söylediği yalanlardan artık beynimi kitleyen öfkedir sebep.. ama kötü görüntüsüne üzülemedim.. üzülemediğime üzüldüm.. sonra sevindim... sonra da hiçbir şey hissetmedim... aynı şey boşandıktan sonra da olmuştu.. resimlerine baktığım yıllarımı alan adama karşı hiçbi özlem hissetmemek tuhaf gelmişti.. şimdi ise engin'e baktığımda -hiçbi şey hissetmemek değil - baktığımdan daha fazlasını gördüğümde.. yani nasıl anlatılır ki...
şöyle..
bu adam benim cebimdeki son paramla bacakları rahatsız diye uçak bileti aldığım adam
koskoca bir hayatın içine edip taşınırken.. bir şehirden defolup giderken işi gücü bırakıp yemek yaptığım adam...
ağzındaki rakıyı tattığım, kimsenin olamadığı kadar yakınım, en güzel cümlelerimi yazdığım adam...
geçmişimi geleceğimi salla da.. en değerli şeyimi "bugün"ümü verdiğim adam...
kalbimi beynimden almış yerine yerleştirmiş kendisi...
beni terk etmesini değil... kişiliğime vurduğu darbeyi kaldıramadığım adam...
işte ondan olsa gerek...
yok.. olduramadım... defalarca ulaşmaya çalıştım ona.. yokken.. yokolmuşken.. ama şimdi bir baktım... neden üzülemedim..
çünkü yalan...
ve yalan..
yalan çok kötü bir şey... bir başladığında sonunu getiremediğin bir çığ olup insanların üstüne yuvarladığın.. ezdiğin yaraladığın, öldürdüğün bazen... öyle bir benzetme işte..

hani saçlarını kestirecektin dedim ona baktığımda..
diye diye bunu mu dedin diye sordum kendime..
güldüm...
en son başar'la saç havlusu yüzünden yaşanan gerginlikte böyle gülmüştüm... ama çaktırmamıştım....

velhasıl..
daha önceki postta da belirttiğim üzere .. hayat saolsun ne istersem verdi bana.. engin de dahil buna.. bazen çok bekletti.. ama çok şanslı olmalıyım çok istediğim her şey oldu .. çok üzüldüm.. başkası olsa ölürdü diyecek kadar üzüldüğüm günler var 1-2 sene öncesine baktığımda.. onların yanında sen nesin ki...
yolun açık olsun dicem...
ama olmayacak....

dibinin notu bir: kapıdağ trekking olayı için grup toplanıyo yavaş yavaş.. bizim salondaki hoca demiştim ya.. bugün tekrar oturduk muhabbete.. böğürtlen mevsimi malum... bi de ölene kadar yürümek lazım kesinlikle... araç gitmeyen muhteşem yerler var... resimlerim merak etmeyin..

dibinin notu iki: okulda kertilip kertilip bi de 2-3 gün spor için kalmak manyaklık değil.. enerji atımı... kırpık'ım artık 9-10 ile koşuyom heyooooo ... :)

dibinin notu üç: dişçi pis oydu.. bi de yirmi yaş dişimde varmış arıza.. ne zaman çıktı onu bile bilmiyorum.. bu arada dişçi sigara içmiyosunuz di mi dedi.. içiyorum dedim.. yeni mi başladınız dedi.. haa dedim 15 sene oldu:) kahve dedi... iki koca mug günde.. e nasıl oluyo da hiç leke yok dedi... eee dedim yapan beyaz koymuş da ... sahibesi etmiş içine itinayla.. ahaha

dibinin notu dört: burnuna kalem sokan öğrenciden bahsetmiştim di mi:) bugün cinnet noktasına getirdi saolsun... ama o sınıf ayrı bi yazı konusu..

dibinin notu beş : ve ayrıyeten .. bu yazının konusu neydi be canım:)

anladın mı ben niye şanslıyım ....................

3 yorum:

Ms. Parilda dedi ki...

Sadece okuduğumu ve garip bi şekilde bu yazının beni etkilediğini söylemek için yorum yazıyorum aslında..
Öyle yani.

Handan dedi ki...

Sahi yaa şu yola çıkıp böğürtlen toplamaya üşeniyorum ne zamandır. Bugün yapayım.

Yaşasın Cuma bugün :) Tünaydın...

enteldantel dedi ki...

belki de bana benzeyen birileri ve ona benzeyen birileri başka bir yerlerde bir şekilde biraraya geliyor ve benzer şeyler yaşanıyordur... ondan olabilir mi parilda...

yaşasın cuma evet handan:)

Yorum Gönder

 


. © 2008. Design by: Pocket