Cuma, Haziran 15, 2007

Delfin, Berk, Yiğit ...

Daha önce de bir okuldan ayrılmışlığım var... Daha önce de öğrencilerimden ayrılmışlığım var.. Ama bu sefer koydu..
Çünkü onlar benim 7 yıl lise öğretmenliğimden sonra girdiğim ilk ilköğretim öğrencileriydi.. onlar, hiç unutamam 1A sınıfıydılar.. ilk kez bu yaş grubunun dersine giriyordum.. ilk gündü.. 22 tane meraklı göz üstümdeyken tahtaya adımı yazdığımda .." ama öğretmenim biz okuma yazma bilmiyoruz daha" deyip halime gülen öğrencilerimdi.. ve onlar gibi diğerleri.. 2,3,4,5. sınıflar.. onlar başka türlü bir tecrübeydi benim için... onlar ki ışık hızıyla öğrenip bir tebessümle boynuma atlayan şekerlerimdi..
üzüleceğimi biliyordum.. ağlayacaklarını da..
ama ağlayacağını düşünmediğim 3 kişi vardı okulda.. Delfin, Berk, Yiğit..

Delfin; yukarda resmi olan öğrenci.. ilk birinci sınıfımda idi.. bu sene 2 yani.. evet ona bildiği ingilizceyi ben öğrettim diyebileceğim.. her zaman gülen.. güldüğü zaman gözleri kaybolan.. belki de dünyanın en tatlı yüzüydü onunki.. bağıra çağıra konuşurdu.. sağlam yaramazdı hani.. bugün pembe askılı elbisesiyle sarılırken boynuma "ama öööööretmenim" diye ağlarken içimi öyle acıttı ki..

Berk; 3A.. Şehrin tenis, satranç, sınav.. artık ne gelirse akla o dalda birincisi.. üstün zekalı.. zekadan, başarıdan gelen ukalalığa sahip.. aşırı dikkatli.. aşırı sosyal.. daha bir insan evladını öptüğü.. birine sarıldığı görülmemiştir.. bugün vedalaşırken öğrencilerle.. etrafımda dolaştı durdu uzunca bir süre.. gözleri dolmuş ama tek kelime etmiyor.. sonunda tam çıkıyordum kapıdan.. sarıldı.. başını dayadı böğrüme.. "öğretmenim bana veridğiniz herşey için çok teşekkür ederim" derken ağlıyordu.. ona sarılmak istedim ben de.. kaçtı.. koştu gitti..

Yiğit; 4A.. Hayta.. Bildiğin hayta.. her şube toplantısında bol bol şikayet edilen.. "bakın tamam çok zeki ama bu çocuk çok dikbaşlı.. terbiyesizliği çok" hayır.. değildi.. o öyle bir çocuk değildi.. o tipik bir tek çocuk.. tüm hassaslığı derinlerde bir yerde gizli.. sevilmek, güvenilmek ister.. ona seslendiğim şekliyle "adamım".. bugün karnesini ben verdim ona.. arkası dönüktü.. adamım diye seslendim .. döndü.. koştu sarıldı aldı karnesini.. sonra gittiğini düşündüm.. arkamdaymış.. kolunu attı boynuma.. dediği bir cümle içime kazındı kaldı..

"kimi bırakıp gidiyorsunuz hocam siz?"

işte bu kadar zor gitmek bir yandan..

4 yorum:

Adsız dedi ki...

İTAKİ

İtaki’ye doğru yola çıktığın zaman
yolunu uzatmaya bak
serüvenler, bilgilerle uzasın yolun.
Lestrigonlar’dan ve Kikloplar’dan
Azgın Poseidon’dan korkma.
Bunları görmiyeceksin zaten, düşüncen
soylu ise ve seçkin bir duygu
dolmuşsa ruhuna ve gövdene.
Lestrigonlar, Kikloplar
ve azgın Poseidon, çıkamayacak karşına
onları ruhunda taşımıyorsan
ruhun onları çağırmayacaksa.

Yolun uzasın
Nice yaz şafaklarıyla beraber
ilk gördüğün limanlara
-coşkuyla, sevinçle- varmak için;
durup Fenike çarşılarından
has mallar almak için
sedefi ve mercanı, abanoz ve kehribarı
ve her yana gönlünce saçabileceğin
başdöndürücü kokuları;
sonra Mısır kentlerini görmek için
bilgelerden bilgiler dermek için
yolunu uzatmaya bak.

İtaki hep aklında olsun
Amacın orasıdır ve oraya gidiyorsun.
Ama gerek yok ayağını çabuk tutmana,
Yıllarca sürmelidir bu gezi,
öyle ki yaşlanıp o adaya vardığında,
yolda kazandıklarınla zaten zengin,
İtaki’den zenginlik beklemeyesin.
İtaki eşsiz bir gezi sağladı sana,
O olmasa yola çıkmayacaktın
onun vereceği bir şeyi yoktu başka.

Ve şimdi sen onu yoksul buluyorsan, İtaki aldatmış değildir seni.
Artık sen bir bilgesin, bunca deneyden geçtin
İtakiler ne demektir artık bilirsin.

(k.kavafis-çev:i.özel)

elif dedi ki...

canlarim ya kiyamam ben :(
ne guzel boyle sevilmek masum yureklerce..

berceste dedi ki...

ben hiç öğretmen ol/a/madım!
neden dokundu bu yazı bana!
neler var içimde..???
neler ?
söyleyemediğim neler !

d. dedi ki...

çok özlicem ben bu çocukları çook..

Yorum Gönder

 


. © 2008. Design by: Pocket